Gurabhane-i Laklakan

Tabiatı kayda tabi tutunca,
Kainatın seyri durur mu sandın?
Fıtrat hükümleri ferman mı dinler?
Kimi gittikçe durur,
Kimi durdukça gider,
Kimi sukünu alemler dinler,
Kimi feryad eder na-müteber..
Besbelli bir simgeler dehlizindeyiz.
Daha doğrusu denizinde.
Zirvelere varan yollar çatallı, çakıllı ve dikenli oluyor.
Ama yolu biliyorsan sonunu bilmesen de oluyor.
Mühim olan istikamet..
Bahar geldi diye taşlar yeşermiyor.
Ama hiçbir leylek bahar gelecek mi diye kaygılanmıyor.
Bir yerdeki sonbahardan,
Diğer yerdeki ilkbahara;
Bahardan bahara göçüp duruyor..
Geniş kanatlarıyla dönerek yükselip,
Kanat çırpmadan süzülerek sessizce uçuyor,
Boyun hep düz, ayaklar hep yapışık,
Başlar yukarda ve kendinden emin,
Yürüyorsada pek narin..
İşte istikamet timsali bir kuş..
Olgunlaşınca ses telleri vasfını yitiriyor,
Ama asıl hikayede burada başlıyor,
Lak-lak-lak…
Lakırtı gagalardan,
Hiçte boş gibi değil..
İnsanlara çok yakın, insanlarda onlara..
Öyleki kurulan ilk hayvan hastanesinin adı,
Gurabhane-i Laklakan,
Yani düşkün leylekler evi..
Göç yollarında kanadı, bacağı kırılan leylekler için,
O yüzden;
Kulağımızdan gaflet pamuğunu çıkartalım ki,
Leyleklerin -lak-lak sesini duyabilelim..

3 2 oy
Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments